e
Banner


Tavuk Dünyası aylık 3 bin 750 sevkiyatı veri odaklı yönetiyor
Tavuk Dünyası & Dürümle Tedarik Zincirinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meriç Atalay, 59 ildeki 337 restorana uzanan operasyon ağında aylık 3 bin 750 sevkiyat gerçekleştirdiklerini belirterek, dijital takip sistemleri, soğuk zincir yönetimi ve yapay zekâ yatırımlarıyla lojistik süreçleri daha verimli ve sürdürülebilir hale getirdiklerini ifade etti.




tavuk dünyasıTavuk Dünyası bugün Türkiye genelinde geniş bir restoran ağına hizmet veriyor. Üretim ve dağıtım operasyonlarınızın ölçeği hakkında bilgi verebilir misiniz? Yıllık ürün hareketiniz, sevkiyat sayınız ve hizmet verdiğiniz restoran sayısı gibi verileri paylaşabilir misiniz? 
 
Tavuk Dünyası olarak güçlü operasyonel altyapımızı, misafirlerimize her noktada aynı kalite ve deneyimi sunma hedefiyle sürekli geliştiriyoruz. Üretimden depolamaya, lojistikten restoranlarımıza kadar uzanan tedarik zincirimizin her aşamasını titizlikle yönetiyor, genişleyen restoran ağımızı etkin bir şekilde destekliyoruz.
Bugün Türkiye'nin 59 şehrinde faaliyet gösteren 337 restoranımıza, haftada 2 veya 3 teslimat frekansı ile aylık ortalama 3.750 sevkiyat gerçekleştiriyoruz. Donuk, soğuk ve kuru gıda kategorilerindeki ürünlerimizi kapsayan operasyonlarımızda aylık ortalama 2.200 ton ürün dağıtımı yaparak, tüm restoranlarımızda aynı kalite standartlarının sürdürülebilir şekilde korunmasını sağlıyoruz.
 
KRALJIC MATRIX RİSK YÖNETİMİ METODOLOJİSİNİ KULLANIYOR  
Tavuk eti başta olmak üzere sıcaklık hassasiyeti yüksek ürünlerin tedarikinde soğuk zincir yönetimi kritik önem taşıyor. Ürünlerin tedarikçiden restorana kadar olan yolculuğunda hangi kalite ve kontrol mekanizmalarını uyguluyorsunuz? Restoranlarınızın ürün ihtiyaçlarını nasıl planlıyor, stok ve tedarik süreçlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?
 
Tavuk Dünyası olarak ürün güvenliği ve kaliteyi tedarik zincirimizin temel önceliği olarak görüyoruz. Bu nedenle süreç, tedarikçi seçiminden itibaren büyük bir titizlikle yönetiliyor. Çalışmaya başlamadan önce iş ortaklarımızı detaylı şekilde denetliyor, kalite standartlarımızı karşılayan tedarikçilerle iş birliği yapıyoruz. Ardından ürünlerin ve sevkiyat araçlarının taşıması gereken tüm kriterleri içeren teknik spesifikasyonlarımızı paylaşarak süreçteki beklentilerimizi en baştan netleştiriyoruz.
Bizim için en kritik aşamalardan biri mal kabul süreci. Üretim tesislerimize ulaşan hammaddeler; sıcaklık, ambalaj bütünlüğü, renk ve koku gibi kriterler açısından kontrol edilirken, laboratuvar analizleri için de numune alımları gerçekleştiriliyor. Ürünlerin depolandığı, işlendiği ve sevk edildiği tüm alanların sıcaklıkları dijital sistemlerle sürekli takip edilirken, tesislerimiz kalite ekiplerimiz tarafından günlük olarak denetleniyor. Bunun yanı sıra tüm üretim tesislerimiz, bağımsız kuruluşlar tarafından üç ayda bir habersiz ve kapsamlı denetimlerden geçiyor.
Planlama süreçlerimizi ise S&OP altyapısı üzerine kuruyor, talebi yüksek doğruluk oranıyla öngörerek stok, sipariş ve üretim planlamamızı veriye dayalı şekilde yönetiyoruz. Aynı zamanda Kraljic Matrix risk yönetimi metodolojisinden faydalanarak kritik ürün gruplarında alternatif tedarikçi yapısını güçlendiriyor, operasyonel sürekliliğimizi güvence altına alıyoruz.
 
Lojistik ve dağıtım operasyonlarınızı nasıl yapılandırıyorsunuz? Depolama, dağıtım ve taşımacılık süreçlerinde hangi iş ortaklarıyla çalışıyorsunuz? Bu iş birliklerinde hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz?
 
Lojistik ve dağıtım operasyonlarımızı, ürün güvenliğini ve operasyonel verimliliği merkeze alan bir yaklaşımla yönetiyoruz. Down-stream operasyonlarımızda dedike dağıtım modeliyle çalışıyor, bu sayede hem maliyet dinamiklerini daha etkin yönetiyor hem de iş ortaklarımızla daha şeffaf ve sürdürülebilir bir iş birliği modeli oluşturuyoruz.
Restoranlarımızın ihtiyaç duyduğu ürünleri üretim tesisimiz ve depolarımızdan Türkiye'nin farklı bölgelerinde konumlanan cross-dock dağıtım merkezlerine ulaştırıyor, buradan da mikro dağıtım araçlarıyla şubelerimize sevk ediyoruz. Taşımacılık sürecinde kullanılan tüm makro ve mikro araçlarımız uzaktan sıcaklık izleme sistemleriyle 7/24 takip ediliyor. Sevkiyatlar restoranlarımıza ulaştığında ise mal kabul süreçlerinde sıcaklık ve kalite kontrolleri tekrar gerçekleştirilerek ürün güvenliği her aşamada güvence altına alınıyor.
Upstream tarafta ise 2025 yılında restoran sektöründe ilk kez hayata geçirdiğimiz Milk Run Projesi ile tedarikçilerimizle daha entegre bir lojistik modeli oluşturduk. Bu sayede lojistik süreçlerini birlikte optimize ederken hem iş ortaklarımıza katkı sağlayan hem de operasyonel verimliliğimizi artıran bir yapı kurduk.
İş ortağı seçiminde ise teknoloji ve altyapının ötesinde, aynı kalite kültürünü paylaşmayı en önemli kriter olarak görüyoruz. Saha ziyaretleriyle operasyonları yerinde inceliyor; çalışanların eğitim seviyesinden şikayet yönetim sistemlerine, süreçlerin iyileştirilme hızından GMP altyapısına kadar birçok başlığı detaylı şekilde değerlendiriyoruz. Kalite ekiplerimizin denetimlerinden başarıyla geçen iş ortaklarımızı onaylı tedarikçi ağımıza dahil ederek lojistik operasyonlarımızı güçlü ve sürdürülebilir bir yapı üzerine inşa ediyoruz.
 
DİJİTALLEŞME VERİMLİLİK VE İZLENEBİLİRLİĞİN TEMEL UNSURU 
Son yıllarda lojistik sektöründe dijitalleşme yatırımları hız kazandı. Tavuk Dünyası olarak tedarik zinciri ve lojistik süreçlerinde kullandığınız dijital sistemler, izlenebilirlik uygulamaları ve teknoloji yatırımları hakkında bilgi verebilir misiniz?
 
Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizde dijitalleşmeyi operasyonel verimlilik ve izlenebilirliğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. ERP altyapımızı SAP sistemi üzerinde yönetiyor, ürünlerimizi tedarik noktasından restoranlarımıza ulaşana kadar uçtan uca takip edebiliyoruz.
Lojistik iş ortağımızın ERP altyapısını kendi sistemimizle entegre ederek teslimat saatleri ile teslim ve tesellüm süreçlerini anlık olarak izliyoruz. Bunun yanı sıra araçlarımızın konum ve sıcaklık bilgilerini online olarak takip ederek soğuk zincirin kesintisiz şekilde korunmasını sağlıyoruz.
Dijital altyapımızı ilave doğrulama mekanizmalarıyla da destekliyoruz. Araçlara düzenli olarak yerleştirdiğimiz GPRS özellikli datalogger cihazları sayesinde, entegre takip sistemlerinden elde ettiğimiz konum ve sıcaklık verilerini bağımsız olarak doğrulayabiliyor, ürün güvenliğini her aşamada güvence altına alıyoruz.
 
Sürdürülebilirlik artık gıda lojistiğinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Karbon emisyonlarının azaltılması, ambalaj yönetimi, enerji verimliliği ve çevreci taşımacılık uygulamaları kapsamında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?
 
Sürdürülebilirlik denildiğinde çoğunlukla karbon emisyonu, enerji verimliliği veya ambalaj yönetimi konuşuluyor. Bunlar elbette çok önemli başlıklar ancak biz gıda sektöründe en kritik konunun, ürünlerin tüketiciye ulaşmadan önce lojistik ve depolama süreçlerinde atığa dönüşmesini önlemek olduğuna inanıyoruz. Hasat edilen ürünlerin önemli bir kısmı sofralara ulaşamadan kaybediliyor ve bu kayıpların önlenmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan çok büyük bir değer yaratıyor.
Bu bakış açısıyla 2025 yılında hayata geçirdiğimiz Milk Run Projesi ile upstream lojistik süreçlerini de yönetmeye başladık. Böylece ürünlerin ilk taşıma aşamalarında soğuk zincirin korunmasına katkı sağlayarak gıda kayıplarını azaltmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra üç yıldır uyguladığımız 360 Derece Tedarikçi Değerlendirme Sistemi kapsamında iş ortaklarımızı karbon emisyonu azaltım projeleri, sertifikasyonları ve sürdürülebilirlik performansları açısından da değerlendiriyor, tüm tedarik ekosistemimizin bu alanda gelişmesini destekliyoruz.
Lojistik operasyonlarımızda karbon emisyonunu azaltmak amacıyla araç filolarının güncel motor teknolojilerine sahip olmasını önemsiyor, rota planlamalarını minimum kilometre ve maksimum doluluk oranı esasına göre optimize ediyoruz. Araçlarımızda kullandığımız PVC perdeler sayesinde soğuk hava kayıplarını azaltarak hem enerji tüketimini hem de ürün üzerindeki sıcaklık stresini minimum seviyeye indiriyoruz.
Diğer yandan Ankara Fabrikamızdaki güneş enerji santralimizle enerji ihtiyacımızın yüzde 35'ini karşılıyoruz. Gebze Fabrikamızın devreye girmesiyle bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca gıda lojistiğimizde karton koliler yerine katlanır kasalara geçerek yılda yaklaşık 400 ton kağıt kullanımının önüne geçiyor, bununla birlikte yaklaşık 6.800 ağacın korunmasına, 11 bin ton su tasarrufuna ve 490 ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkı sağlıyoruz. Fabrikamızda hayata geçirdiğimiz çevre düzenleme çalışmalarıyla da yıllık 5.600 ton su tasarrufu elde ediyoruz.  
 
TEDARİK ZİNCİRİNİ YAPAY ZEKA DESTEKLİ ÇÖZÜMLERLE GÜÇLENDİRECEK 
Önümüzdeki dönemde Tavuk Dünyası'nın tedarik zinciri ve lojistik alanındaki yatırım planları neler olacak? Yeni depo, dağıtım merkezi, otomasyon veya teknoloji projeleri gündeminizde bulunuyor mu?
 
Önümüzdeki dönemde tedarik zinciri ve lojistik alanındaki yatırımlarımızı dijitalleşme, otomasyon ve operasyonel verimlilik ekseninde şekillendiriyoruz. Bu kapsamda, yapay zeka destekli çözümlerin satın alma, ihale yönetimi, müşteri iletişimi, talep planlama ve onay süreçlerimize entegrasyonu için pilot çalışmalarımızı bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz. 2027 itibarıyla ise bu uygulamaları tüm tedarik zinciri süreçlerimize yaygınlaştırmayı planlıyoruz.
Diğer önemli yatırımlarımızdan biri de Gebze Fabrikamız olacak. Yeni tesisimizde fabrika içi depolama süreçlerinde robotik teknolojilerden faydalanarak operasyonlarımızı daha verimli ve hızlı hale getirmeyi amaçlıyoruz.
Bunun yanı sıra, Türkiye restoran sektöründe öncü bir uygulama olarak hayata geçirdiğimiz Milk Run Projemizi yaygınlaştırarak upstream lojistik süreçlerimizi daha etkin yönetmeyi, tedarik zincirimizde verimliliği artırırken sürdürülebilirlik hedeflerimize de daha güçlü katkı sağlamayı hedefliyoruz.
 
GIDA LOJİSTİĞİNDE EN BÜYÜK İHTİYAÇ GÜÇLÜ ALTYAPI VE NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI 
 
Tavuk Dünyası & Dürümle Tedarik Zincirinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meriç Atalay, gıda lojistiğinde ürün güvenliği ve operasyonel sürekliliğin sağlanabilmesi için güçlü bir altyapı ile nitelikli insan kaynağının kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Gıda lojistiğinin yüksek hassasiyet gerektiren bir alan olduğuna dikkat çeken Atalay, her operasyonun kendine özgü dinamikleri bulunduğunu belirterek, kullanılan araçlardan depolama alanlarına kadar tüm süreçlerin bu ihtiyaçlara uygun şekilde tasarlanması gerektiğini ifade etti. Sektörün gelişiminde çalışanların bilgi birikimi ve operasyonel farkındalığının da belirleyici rol oynadığını vurgulayan Atalay, süreçlere dahil olan tüm paydaşların ortak bir kalite ve güvenlik kültürünü benimsemesinin önemine işaret etti. Bu alanda sektör genelinde gelişim fırsatları bulunduğunu kaydeden Atalay, insan kaynağına yapılacak yatırımların sektörün geleceği açısından önemli olduğunu dile getirdi. Artan enerji ve yakıt maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yoğun rekabet ortamının lojistik sektörünü baskı altında bıraktığını belirten Atalay, kaliteli hizmetin gerçek maliyetinin her zaman karşılık bulamamasının yeni yatırımları da olumsuz etkilediğini söyledi. Sürdürülebilir bir lojistik ekosistemi için teknoloji yatırımlarını destekleyen, insan kaynağını geliştiren ve uzun vadeli iş birliklerini teşvik eden bir yaklaşımın gerekli olduğunu ifade eden Atalay, sektörün geleceğinin bu alanlarda atılacak adımlara bağlı olduğunu vurguladı.
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat